Züleyha Dirlik

Çocuk Modası Tasarımcısı

Çocuk Moda Tasarımcılarıyla Röportaj Serisi #1 Züleyha Dirlik

Çocuk modası tasarımcılarıyla tanışın! Yeni başladığımız röportaj serimizin ilk konuğu Züleyha Dirlik. 10 sorudan oluşan röportaj yazımızda tasarımcı konuğumuz, sektöre yeni girecekler için faydalı ip uçları paylaştı.

 

1. Bize öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba, Adım Züleyha Dirlik. İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Moda ve tekstil Tasarımı bölümü 2018 mezunuyum. Kariyerime Lise sonrası moda tasarım üzerine aldığım özel kurs eğitimim sayesinde lisans eğitimim ile aynı dönemde başladım. İlk olarak haute couture üretim yapan bir markada kadın giyim üzerine özel bir kapsül kış koleksiyonu tasarlayarak başladım. Bu firmada kadın abiye ve günlük giyim üzerine 4 yıl tasarımcı olarak çalıştım. Şu anda kız çocuk giyim üzerine üretim yapan bir firmada kız çocuk abiye, parti ve özel gün giysileri yani kısaca elegant elbiselerden oluşan, 3 aylıktan 14 yaşa kadar geniş bir yelpazesi olan bölümde tasarımcı olarak çalışmaktayım. Çocuk giyim adına kariyerimi devam ettirmekle beraber İstanbul Aydın üniversitesi Görsel Sanatlar Enstitüsü'nde yüksek lisans yapmaktayım.

2. Tasarım yapmaya nasıl başladınız? Başlangıçta sizi üretmeye iten güç neydi?

Aslında eğitim hayatımın başlarında böyle bir meslek hayalim yoktu. Fakat ilerleyen yıllarda giysi anlamında kendi alışverişimi kendim yapmaya başladığımda gördüm ki ben hiçbir giysiyi tam anlamıyla beğenemiyorum ve hayalimde hep farklı tasarımlar var. Çocukluktan yetişkin bir birey olma sürecindeki o ara dönemde kişinin kendini daha rahat ifade edeceği giyim tarzını yakalaması oldukça zordu benim dönemimde. Çünkü bu bahsettiğim ara yaş için üretilen tasarımlar oldukça sınırlıydı. Ben de annemin de bir kadın giyim tasarımcısı olmasının verdiği bilgi desteği ile kendi giysilerimi kendim tasarlayıp dikmeye karar verdim. Bu hayalımı ufak ufak gerçekleştirirken aynı zamanda kararımı sağlam temeller üzerine oturtmak için özel tasarım kurslarına başladım. İki yıl boyunca eğitim aldığım bu kurslarda sadece tasarım değil tasarımı hayata geçirme ve üretim süreci konusunda da eğitim aldım. Daha sonra bu aldığım eğitimleri bir üst seviyeye taşıma kararı alarak üniversiteye başladım. Ve böylelikle bu meslek adına ilk adımlarımı atmış oldum. Çünkü bu süreçte anladım ki ihtiyaçlarımı karşılamak ve hobi olarak başladığım tekstil tasarım işinde oldukça büyük bir açık var ve ben de bu konuda oldukça hevesli ve yetenekliyim. Neden zevk alarak yaptığım bir meslek haline dönüşmesin diye düşündüm.

3. Çocuk modasına yönelmeniz nasıl oldu? Bu konuda gerek eğitim gerek tecrübe anlamında kendinizi nasıl geliştirdiniz? Hangi kaynaklardan yararlandınız?

Mezuniyet defilemde yapmış olduğum kostüm çalışmaları, bölüm ikincisi olarak bitirdiğim üniversite eğitimim ve sektörde ki couture abiye deneyimim sayesinde, İstanbul Aydın Üniversitesi, Moda ve Tekstil Tasarımı o dönem bölüm başkanım tarafından bir kız çocuk giyim firmasına tasarımcı olarak tavsiye edildim. İki aylık deneme süreci olarak başladığım bu firmada, katıldıkları CBME Türkiye fuarında yapmış olduğum kız çocuk abiye tasarımımın fuarda oldukça ilgi gördüğü ve firmanın bu fuarda en çok satan tasarımı olması nedeniyle firmanın güvenini kazanarak iyi bir pozisyonda tasarımcı olarak işe başladım. Bu firma adına yapmış olduğum bazı kız çocuk abiye tasarımlarım çeşitli defilelerde sergilendi. Aynı zamanda defile organizatörleri tarafından beğenilen bir kız çocuk abiye tasarımım da içlerinde Bar Rafaeli’nin de bulunduğu 30 ünlü mankenin şov sonu kapanış kostümü olarak uyarlandı ve defileye çıktı. Bu gibi başarı ve övgüler tasarım konusunda kendimi geliştirerek çocuk modası sektöründe ilerleme kararımı pekiştirdi diyebilirim. 

4. Moda her geçen gün hızlı gelişen sektörlerden biri. Bulunduğumuz zamanda Türkiye’de çocuk modasını nasıl görüyorsunuz? Dünya ile karşılaştırdığınızda artılarımız ve eksilerimiz sizce neler?

Türkiye de çocuk modasının her geçen gün daha büyüdüğünü ve geliştiği görmek gurur verici. Bu gelişime CBME Türkiye, İstanbul Kids Fashion fuarları, ayrıca “bebek ve çocuk giyim” genç tasarımcılar yarışmasının büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Çocuk modası sanıldığının aksine oldukça kapsamlı geniş bir sektör. Türkiye olarak bu sektörü dolduran tasarımlarımız birçok farklı kesime hitap eden oldukça geniş ürün yelpazemiz olmasına rağmen, Dünya ile karşılaştırdığımda yeterli bulmuyorum. Bu gibi defile ve yarışmaların artması, genç tasarımcı ve girişimcilerin yaptıkları çalışmaların daha fazla destek görmesi ayrıca çocuk modası sektörü üzerine bilinçlendirmek açısından eğitici platformların oluşturulması ile Türkiye’de bu sektörün çok daha ileri gideceğini düşünüyorum.

5. Sizce tasarımda yaratıcılık mı, farklılık mı, özgünlük mü yoksa kullanılabilirlik mi önemli?

Tasarım kelimesinin yaratıcılık ile zaten eş değer bir anlam taşıdığını düşünmekteyim. Tasarımcı mutlaka yaratıcı fikirlerle başlar tasarımına ve az da olsa farklılık katmadan tasarım anlam ifade etmez. Fakat tekstil tasarımı söz konusu olunca öncelik ve önemlilik sırası tasarlamakta olduğunuz ürünün alanına göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin senaryoya uygun bir kostüm tasarımı yapıyor iseniz yaratıcılık, farklılık, özgünlük olarak bu sıralamayı yapabilir ve kullanılabilirlik ilkesini sıralamanın en sonuna ekleyebilirim. Çünkü burada önemli olan, farklı bir yaratıcılık anlayışı ile seyircinin dikkatini çekmektir. Ortaya kullanımı zor olan bir ürün çıksa dahi doğru olan şey kostüm tasarımı anlamında budur. Fakat söz konusu çocuk giyim tasarımı olunca her şey tam tersi işlemekte. Burada kesinlikle en önemli tasarım ilkesi kullanılabilirlik olmalı. Çocuk modasında tasarımcılar olarak önceliğimizi ve kime tasarladığımızı asla unutmamız gerek. Tabii ki bir tasarımcı yaratıcı, farklı ve özgün olmalı aksi düşünülemez lakin söz konusu çocuk ise ve onun teninin hassasiyeti hatta annelerin de rahatlığını ise doğal hammaddelerden üretilmiş kimyasallardan arındırılmış kullanılabilir fonksiyonel ve rahat olmalı önceliğimiz. Zaten böyle ince düşünerek bir tasarım yapmak oldukça zor ve yaratıcı olmanızı gerektirmektedir. Çocuk kostüm ve abiye tasarımlarını yaparken, farklı ve özgün olması diğer çocuk ürünlerine nazaran daha önem taşımakta. Bu etkiyi yakalamak için doğal hammaddelerden üretilmemiş kumaşlar kullanmaya çalışsak da yine de iç astarları yani çocuğun vücuduna değen kumaşı mutlaka %100 pamuklu ürünlerden kullanmaya önem göstermeli ve ürünü süsleyen aksesuarlar konusunda abartıya kaçmamalıyız. Bu gibi küçük detayların bile çocuğa zarar verebileceğini unutmamalıyız.

"Tekstil fuarlarının bir tasarımcı üzerindeki ilham verici gücü yadsınamaz bir gerçek. "

6. Koleksiyonlarınızın oluşum sürecini anlatır mısınız? Nelerden ilham alıyorsunuz? Trendleri nasıl takip ediyorsunuz?

Benim de takip ettiğim tasarımcılara ilham vererek tekstil sektörüne yön veren, gelecek yılın trenderini önden belirleyen çeşitli platformlar, defileler var tabii. Bu konuda trend tahminleri ve eğitici platformlarıyla WGSN en iyisi diyebilirim. Ayrıca Türkiye’de ve dünyada tekstil ve moda üzerine düzenlenen fuarlar defileler ve seminerler de oldukça yardımcı oluyor. Özellikle tekstil fuarlarının bir tasarımcı üzerindeki ilham verici gücü yadsınamaz bir gerçek. Yine de bu gibi platform ve etkinlikler bir tasarımcıya yeni koleksiyon hazırlığında asıl ilham kaynağına giden yolu gösterebilir sadece. İlham her yerdedir. Okuduğunuz kitap, izlediğiniz film, yaptığınız doğa ve tarihi geziler, bir müze veya galeride hatta yediğiniz bir yiyeceğin tadında, dokunduğunuz bir yüzeyin dokusunda, duyduğunuz bir ses ve dinlediğiniz müziktedir ilham. Ayrıca koleksiyonun oluşum sürecinde hangi yaş grubuna hitap ettiğiniz, bu insanların nasıl bir iklime sahip ortamdan yaşadıkları, hitap ettiğiniz kesimin ekonomik ve kültürel yapısı, mutlaka dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerdir. Bu bilgileri göz önünde bulundurarak yılın trendleri ile ilham aldığınız kaynağı harmanlayıp renk, doku, materyal ve model seçimini yaparsınız. Ben de koleksiyon oluşum sürecinde bu gibi kaynaklardan yararlanarak ve nasıl bir kesme hitap edeceğime dikkat ederek çalışıyorum. Fakat ben yine de koleksiyona can verenin kesinlikle o yaşamın her saniyesinde çevrenizde dolaşan ilham ve sizin hiç farkında olmadan topladığınız o ilham kırıntılarının birikiminin oluşturduğunu düşünüyorum.

7.  Çocuk modasının, çocuk psikolojisiyle ilgili olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda ayrıca bir eğitim alınmalı mı sizce? Örneğin renklerin çocuk psikolojisini etkilediğini söyleyebilir miyiz?

Çocuk modasının mutlaka çocuk psikolojisi ile ilgili olması ve ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çocukların biz yetişkinlerden farklı beğeni ve düşünce biçimi olabileceğini unutmamalıyız. Dünya olarak yaptığımız en büyük yanlış özellikle giyim konusunda onlara gösterdiğimiz yol ve empoze ettiğimiz beğeni biçiminin yanlış olduğunu düşünüyorum. Baştan aşağı neon pembe giydirilen ve Barbie gibi oldun diye benzetme yapılan kız çocukları veya böyle daha asi ve tarz görünüyorsun diye övgü cümleleriyle asi giyim tarzı benimsetilen erkek çocukları görüyorum. Yetişkinler olarak şunu kendimize sormalıyız; Böyle subliminal mesaj verilerek giydirilen çocukların ileride psikolojisi ne yönde ilerler? Onlar gerçekten böyle görünmek ve olmak istiyor mu? Yoksa bunu asıl isteyenler biz miyiz? Çocukları birer süs eşyası, bize özel, istediğimiz gibi giydirip, istediğimiz gibi yönlendirebileceğimiz birer oyuncak gibi görmemeliyiz. Onlar ileride kendi kararlarını verebilecek düzgün birer birey olmaları için bu gibi yönlendirmeler ile zihinleri doldurmamalıyız. Aslında bakarsak çocuk modası bu konuda çok hassas bir noktada. Bu konuda sadece tasarımcılar olarak değil firmaların da seminer gibi kısa programlı, alanında uzman psikolojik danışman ve pedagoglar eşliğinde bilinçlendirici eğitim almaları gerektiğini düşünüyorum. Renklerin etkisi büyük fakat genel anlamda yansıtıldığı gibi pembe kız rengidir mavi erkek gibi cinsiyetçi ayrımlar veya siyah iç karartıcı matem rengi gibi genellemeler yapılmasını doğru bulmuyorum. Aslında çocuk psikolojisinde renklerin bu denli güçlü olması tamamen bizim yansıttığımız düşünce biçimi. Tasarım aşamasında renkler doğru desende doğru oranda ve tonda kullanıldığı müddetçe her insanın her rengi giyebileceğini ve çocuk psikolojisini de etkilemeyeceği düşüncesindeyim.

8. Pandemi süreci her sektörü etkilediği gibi, moda ve tekstil sektörünü de etkiledi. İnternet üzerinden satışlar hiç olmadığı kadar arttı. Sizce çocuk modasının “yeni normali” nasıl olacak?

Pandemi sürecinin en çok çocuk modası üzerinde olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum. Çocukları virüsten korumak için aldığımız tedbirler doğrultusunda, okul ve çocukların katılabileceği birçok etkinliğe kısıtlama getirildi. Bu da haliyle çocukların ev dışı sosyal aktiviteleri olamamasından kaynaklı çocuk giyim satışlarına ciddi anlamda yansıdı. Çocukların bu dönemde bulundukları ortam ev veya sosyal mesafeli doğa aktiviteleri (bu durumun kışın daha da kısıtlanacağını düşünüyorum) olduğu için, rahat örme kumaşlardan spor kıyafetler ve doğal yaşam ihtiyacımız için kullanılan iç giyim satışlarının diğer çocuk giyim kategorilerine göre daha iyi olduğunu görmekteyiz. Bu durumda tekstil firmaları olarak hazır pandemi sebepleriyle de daha bariz ortaya çıkan, hızlı tüketimde bulunduğumuz bu ürünlerin üretimine değişime ayak uydurmak, mevcut üretim ve satışımızı korumak açısından yönelmişken, daha çevre dostu ve sürdürülebilir vegan kumaşları kullanarak üretirsek bu durumu Dünya kirliliği açısından avantaja çevirmiş oluruz. Çocukların hızla büyümeleri sebebiyle, çok çabuk küçülüp kullanılmayan ürünler ve çocukların doğal olmayan kumaşlara verdikleri alerjik tepkilere bakacak olursak “sürdürebilir moda” üzerine atılan adımlar çocuk modasının kesinlikle yeni normali olmalı. Pandemi nedeniyle internet üzerinden satışların artması çocuk modasında yaşanan durumun tersine en çok çocuklar ve aileleri açısından olumlu olduğu düşüncesindeyim. Alışveriş merkezlerinde mağazalarda harcanan o uzun vakitlerin hem çocuklar hem aileleri açısından ne kadar yorucu ve psikolojik sağlıkları açısından yıpratıcı olduğunu düşünürsek, bu yeni durumu oldukça sevdim. Açıkçası bu alışveriş durumunun pandemi sonrası da belirli ölçüde devam ettirilmesini isterim. Böylelikle hem ailelerin çocuklarına ayıracakları daha kaliteli zamanları olacak, hem de çocuklar bu alışveriş çılgınlığına dayanan davranış biçimlerine daha az maruz kalacaklardır. Belki böylelikle “fast Fashion” çılgınlığına bir nebze dur diyebilir, geleceğe tüketim konusunda bilinçlendirilmiş, daha kontrollü alışveriş yapan bireyler yetiştirebiliriz.

9. Moda ve dijitalleşme ilişkisine bakışınız nedir? Kişisel olarak bu alanda adımlar atmayı düşünüyor musunuz?

Modanın, dijital platformlar aracılığıyla daha hızlı bir yayılım ile tüketiciyi etkilediği ve tekstil sektöründe hızlı satış, ucuz reklam sağlayarak bu platformu kullanan markaları da oldukça memnun ettiği bir gerçek. Tasarımcılar için de modanın tüm dijital platformlarda aktif olmasını, trend kaynaklarına ulaşım kolaylığı ve belki de gidip yerinde izleyemeyecekleri defileleri izleyerek ilham alabilecekleri ortamlar sağlaması bakımından oldukça yararlı buluyorum. Gitgide daha da gelişen bu dijital dünyanın, pandemi sürecinin moda sektörüne verdiği zararı karşılar nitelikte sınırları aşmamamıza ve moda dünyasında her anlamda iletişim içerisinde olmamıza olanak sağladığını düşünüyorum. Fakat bu dijital moda dünyasının da bazı kötü yanları var. Dijital platformlarda fenomen olan isimler aracılığı ile yapılan moda reklamlarının aşırı tüketime özendirici olup, kişilerin birkaç kıyafet ile olmak istedikleri kişiliğe bürünebileceklerini düşündüren ve sağlıklı düşünmeyi manipüle eden davranış bozukluğuna sebep olduğunu düşünmekteyim. Bir tasarımcı olarak ileriye yönelik adımlar atmayı düşündüğüm zaman dijital moda dünyası tabii ki benim de kullanmayı isteyebileceğim bir platform. Tabii yerinde ve dozunda kullanmayı tercih ederim.

10. Çocuk moda tasarımcısı olmak isteyenlere önerileriniz neler olur?

Çocuk modası sektörün diğer alanlarına oranla çok daha zor ve hassasiyet gerektiren bir bölüm olduğunu söylemek isterim. Bir tasarımcı olarak eğer bu alanda kariyer planlarınız varsa kumaş etiket ve içeriklerine okumaya özen göstermelisiniz. Ayrıca yapacağınız tasarımlarda kullanacağınız kumaşın veya aksesuarların dokusunda çocuk teninde hassasiyet yaratabilecek sertlik olmamasına, eğer var ise de bu gibi materyallerin tasarımda doğru alanda kullanılmasına, giysinin dayanıklı ve kalıplarının rahat olması gibi ayrıntılara dikkat ederek hareket etmeniz gerekiyor. Çocuk giysileri oldukça minimal boyutlarda. Tasarımlara eklenen detay ve kalıpsal bölmeler bazen düşündüğünüzden oldukça ufak boyutlarda olup seri üretimi yapılamayacak tasarımlar çıkabiliyor. Bu yüzden tasarımı sadece hayal ederek değil santim santim ölçerek yapmalısınız. Bu gibi önemli detaylara dikkat ederek tasarım yapabilmek için iyi bir kumaş, kalıp ve dikiş bilgisi içeren alt yapıya sahip olmaları gerek. Bu yüzden kendilerini sadece moda ve tasarım alanlarında değil saydığım tasarımın oluşum sürecindeki bütün alanlarda da geliştirmelerini öneririm.

Yayınlanma Tarihi: 8 Ekim 2020

CBME Türkiye "Trend Postası"na kayıt olun.

"Trend Postası" e-bültenine kayıt olarak, Türkiye ve global bebek ve çocuk ürünleri sektörüyle ilgili trend ve gelişmelerden anında haberdar olabilirsiniz.

KAYIT OLUN→